Senaryo yapısı itibariyle klasik Amerikan usulü haftalık formata dayanan yapım, arka planda Los Angeles şehrinin sosyo-ekonomik bölünmüşlüğünü ve ırksal gerilimlerini ana izlek haline getirir. Hikaye örgüsü, her bölümde farklı bir suç vakasını çözerken karakterlerin kişisel gelişimlerini yatay bir düzlemde ilerletir. Metnin odaklandığı en temel çatışma unsuru, devlet otoritesini temsil eden emniyet güçleri ile azınlık grupların yaşadığı gettolar arasındaki derin güvensizliktir. Senaristler, kolluk kuvvetlerinin militaristleşmesini ve aşırı güç kullanımını yer yer eleştirel bir süzgeçten geçirmeye çalışsalar da anlatı nihayetinde sistem içi reformu savunan liberal bir çizgide kalır. Hikayenin dramatik yapısı, başkarakterin iki kimliği arasındaki bölünmüşlüğü üzerinden yükselir: siyah bir Amerikalı olarak maruz kaldığı ayrımcılık ile rozet taşıyan bir polis olarak korumakla yükümlü olduğu nizam. Bu ikilik, senaryonun en güçlü yanını oluştururken, sistemik sorunları bireysel ahlaki seçimlerle çözme eğilimi metnin analitik derinliğini zayıflatmaktadır. Yan karakterlerin ailevi sorunları ve ekonomik kaygıları, ana olay örgüsünün askeri disiplini arasına serpiştirilerek izleyici için nefes alma alanları yaratılır. Suçun kaynağına inmekten ziyade, suçun anlık tezahürleriyle mücadele etmeyi seçen anlatım dili, toplumsal analizini yüzeysel bir hümanizmle sınırlı tutar. Yine de bürokrasi ile saha arasındaki çekişmeleri, politik lobilerin polis departmanı üzerindeki etkisini göstermesi bakımından senaryo, türevi olan salt aksiyon odaklı polisiye dizilerden ayrışmayı dener. Bölümler arası tonal denge, yoğun çatışma sahneleri ile karakterlerin arka plan hikayeleri arasında tutarlı bir şekilde kurulmuştur.
Daniel 'Hondo' Harrelson (Shemar Moore): Karakter, fiziksel karizmasının ötesinde, içsel çatışmalarıyla derinleştirilmeye çalışılan bir figürdür. Moore, karakterin gettonun sesi olma arzusu ile disiplinli bir lider olma yükümlülüğünü dengelerken başarılı bir performans ortaya koyar. Ancak karakterin zaman zaman aşırı erdemli ve hatasız portresi, dramatik inandırıcılığı sınırlandırmaktadır.
David 'Deacon' Kay (Jay Harrington): Ekibin kıdemli üyesi ve inançlı bir aile babası olan Deacon, muhafazakar değerleri ve mesleki hayal kırıklıklarını temsil eder. Harrington, liderlik pozisyonunu kaybetmenin getirdiği burukluğu yansıtmakta oldukça ölçülüdür. Karakterin sistemin işleyişine olan sarsılmaz inancı, Hondo'nun sorgulayan yapısıyla güçlü bir tezat oluşturur.
Jim Street (Alex Russell): Ekibin asi, kuralları hiçe sayan ve travmatik bir aile geçmişine sahip genç üyesidir. Russell, karakterin olgunlaşma sürecini ve çocuksu öfkesini başarıyla ekrana taşır. Sokak kurallarına olan aşinalığı, takıma esneklik kazandırırken ekiple olan çatışmalarının ana kaynağıdır.
Christina 'Chris' Alonso (Lina Esco): Takımın ilk ve uzun süre tek kadın üyesi olan Chris, fiziksel ve zihinsel sınırları zorlayan bir dünyada ayakta kalma mücadelesini simgeler. Esco, karakterin savunmasız anları ile profesyonel sertliği arasındaki geçişleri dengeli bir performansla canlandırarak derinlik kazandırır.
Dominique Luca (Kenny Johnson): Üçüncü nesil bir polis olan Luca, taktiksel zırhlı aracın sürücüsü ve ekibin birleştirici gücüdür. Johnson’ın canlandırdığı karakter, çocuksu enerjisi ve mesleki sadakatiyle dramatik anların ağırlığını hafifleten bir işlev görür.
Ekran başına aksiyon dozu yüksek bir polisiye izlemek için geçtiğimizde, karşımıza sadece silahların konuştuğu klasik bir yapım çıkacağını düşünmüştük. Ancak bu yapım, ilk andan itibaren o önyargıyı kırmayı başarıyor. Shemar Moore’un canlandırdığı Hondo karakterinin sokak ile polis departmanı arasındaki o ince çizgide kalma çabası içimizi sızlatırken, her bölümün kendi içindeki temposu bizi televizyona bağlıyor. Tabii ki bazı bölümlerdeki aşırı didaktik Amerikan polis propagandası dozajı can sıkıcı olabiliyor; bunu kabul etmek gerek. Karakterlerin bazen fazla kusursuz gösterilmesi de inandırıcılığı zedeliyor. Yine de haftalık kafa dağıtma seansları için mükemmel bir alternatif olduğunu düşünüyoruz. Hele ki o operasyon sahnelerindeki kamera açıları, taktiksel ilerleyişler ve ekibin birbirini kollama şekli, türün meraklılarını fazlasıyla tatmin edecek nitelikte. Arkanıza yaslanıp, çok derin felsefi sorgulamalara girmeden, heyecanlı bir kovalamacanın tadını çıkarmak istiyorsanız bu yapıma mutlaka şans vermelisiniz. Bize göre, türünün en dinamik örneklerinden biri.
Hayır, dizi gerçek bir olaydan değil, 1975 yapımı aynı adlı televizyon dizisinden ve 2003 yapımı sinema filminden esinlenerek televizyona uyarlanmıştır.
Oyuncu kadrosu, sahnelerin gerçekçiliğini artırmak için eski özel harekat ve SWAT danışmanlarından uzun süreli taktiksel eğitim almıştır.
Dizi, televizyon ekranlarında uzun soluklu bir yayın hayatına sahip olup çok sayıda sezon boyunca izleyicisiyle buluşmaya devam etmektedir.